Skip links
Alerji

Alerji

Alerji, bağışıklık sisteminin normalde zararsız kabul edilen antijenlere karşı aşırı ve anormal bir immün yanıt geliştirmesi sonucu ortaya çıkan klinik bir durumdur. Bu antijenler genellikle polen, gıda proteinleri, hayvan tüyleri, ev tozu akarları, ilaçlar veya böcek venomları gibi çevresel faktörlerdir. Alerjik reaksiyonlar immünolojik olarak IgE aracılı hipersensitivite mekanizması ile gerçekleşir ve klinik tablolar hafif semptomlardan yaşamı tehdit eden anafilaksiye kadar değişkenlik gösterebilir.

Alerjinin Patofizyolojisi

Alerji oluşum süreci iki ana fazda incelenir: duyarlanma fazı ve efektör faz. Duyarlanma fazında, antijen ilk kez organizmaya girdiğinde, antijen sunucu hücreler (APC), bu antijeni T yardımcı hücrelerine (özellikle Th2) sunar. Th2 hücreleri, interlökin-4 (IL-4) ve interlökin-13 (IL-13) gibi sitokinler salgılayarak B lenfositlerinin IgE üretimine yönelmesini sağlar. Üretilen IgE antikorları mast hücrelerinin yüzeyindeki FcεRI reseptörlerine bağlanır ve mast hücrelerini duyarlı hale getirir.

Efektör faz, aynı antijenin tekrar vücuda girmesiyle başlar. Antijen, mast hücre yüzeyindeki IgE antikorlarına bağlanarak çapraz köprüleşme oluşturur ve mast hücre degranülasyonunu tetikler. Bunun sonucunda histamin, prostaglandinler, lökotrienler ve çeşitli sitokinler salınır. Bu mediyatörler vazodilatasyon, damar geçirgenliğinde artış, bronkokonstriksiyon ve mukus sekresyonunu artırır. Klinik olarak burun akıntısı, gözlerde sulanma, öksürük, ciltte kaşıntı ve döküntü gibi semptomlar gözlenir.

Alerjinin Klinik Görünümleri

Alerjik reaksiyonlar çeşitli klinik tablolarla ortaya çıkabilir:

  • Alerjik rinit: Burun mukozasında inflamasyon, hapşırma, burun akıntısı ve kaşıntı ile karakterizedir. Çoğunlukla polen, ev tozu akarları ve hayvan epitelleri tetikleyicidir.
  • Alerjik konjonktivit: Gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ile seyreder. Çoğu zaman rinit ile birliktedir.
  • Astım: Hava yollarında inflamasyon ve bronkokonstriksiyon ile ortaya çıkar. Alerjik astım, çevresel allerjenlerle tetiklenir.
  • Atopik dermatit: Kronik inflamatuvar bir deri hastalığıdır. Kaşıntı, kuruluk ve eritem ön plandadır.
  • Besin alerjileri: Özellikle süt, yumurta, fıstık, kabuklu deniz ürünleri sık görülen nedenlerdir. Gastrointestinal ve sistemik semptomlara yol açabilir.
  • İlaç alerjileri: Antibiyotikler, NSAID’ler ve lokal anestezikler başlıca etkenlerdir. Hafif döküntülerden Stevens-Johnson sendromuna kadar uzanan spektrumda ciddi reaksiyonlara yol açabilir.
  • Anafilaksi: Sistemik, hızlı gelişen ve hayatı tehdit eden bir reaksiyondur. Laringeal ödem, bronkospazm, hipotansiyon ve şok ile karakterizedir.

Alerji Tanısında Kullanılan Yöntemler

Alerji tanısında temel yaklaşım, detaylı anamnez ve fizik muayene ile başlar. Ardından laboratuvar ve klinik testler ile doğrulama yapılır:

  • Prick testi: En sık kullanılan deri testidir. Küçük miktarda allerjen solüsyonu cilde uygulanır, reaksiyon oluşumu değerlendirilir.
  • Spesifik IgE testi: Serumda spesifik IgE düzeyleri ölçülerek duyarlılık belirlenir.
  • Provokasyon testleri: Klinik olarak gerekli durumlarda uygulanır ancak anafilaksi riski nedeniyle dikkatli yapılmalıdır.
  • Tam kan sayımı ve eozinofil düzeyi: Eozinofili alerjik yanıtı destekleyen bir bulgudur.

Alerji Yönetimi ve Tedavi Yöntemleri

Alerjinin tedavisi multidisipliner bir yaklaşım gerektirir ve üç temel basamaktan oluşur:

1. Allerjen Maruziyetinin Azaltılması

Alerjik reaksiyonların önlenmesinde en etkin yöntem, tetikleyici allerjenlerden uzak durmaktır. Örneğin polen alerjisinde polen yoğun olduğu dönemlerde açık alan aktivitelerinden kaçınmak, HEPA filtreli hava temizleyiciler kullanmak önerilir. Ev tozu akarlarına karşı ise nevresimlerin yüksek sıcaklıkta yıkanması, halıların azaltılması ve düzenli temizlik önemlidir.

2. Farmakolojik Tedavi

  • Antihistaminikler: Histamin H1 reseptör antagonistleri, kaşıntı ve rinore gibi semptomları azaltır.
  • Nazal kortikosteroidler: Özellikle alerjik rinitte etkili olan antiinflamatuvar ajanlardır.
  • Lökotrien antagonistleri: Özellikle astım ve alerjik rinitte ek tedavi olarak kullanılır.
  • Topikal immünmodülatörler: Atopik dermatitte semptomları hafifletmek için uygulanır.
  • Adrenalin: Anafilaksi tedavisinde intramüsküler olarak uygulanması hayat kurtarıcıdır.

3. İmmünoterapi

Spesifik immünoterapi, özellikle polen, ev tozu akarları ve arı venomu gibi allerjenlere karşı uzun süreli tolerans geliştirmek için uygulanır. Subkutan veya sublingual yollarla yapılabilen immünoterapi, 3-5 yıl süren bir tedavi protokolü gerektirir.

Alerjide Genetik ve Çevresel Faktörler

Alerji gelişiminde genetik yatkınlık önemli bir rol oynar. Atopi olarak bilinen bu durum, birinci derece akrabalarda alerjik hastalık bulunmasıyla ilişkili olarak riskin artmasına neden olur. Bununla birlikte çevresel faktörler, özellikle hijyen hipotezi, erken yaşta mikroorganizmalara maruziyetin bağışıklık sisteminde Th1/Th2 dengesi üzerinde etkili olduğunu öne sürer. Ayrıca endüstriyel toplumlarda hava kirliliği, sigara dumanı ve kimyasal maruziyetlerin de alerji insidansını artırdığı bilinmektedir.

Güncel Yaklaşımlar ve Araştırmalar

Alerji tedavisinde güncel yaklaşımlar arasında biyolojik ajanların kullanımı dikkat çekmektedir. Anti-IgE monoklonal antikorlar (omalizumab) ve IL-5 inhibitörleri (mepolizumab) gibi biyolojik tedaviler, özellikle ağır astım ve kronik urtiker gibi dirençli olgularda kullanılmaktadır. Ayrıca epigenetik düzenleyicilerin, probiyotiklerin ve diyet faktörlerinin alerjik inflamasyon üzerindeki etkileri üzerine yapılan araştırmalar, gelecekte kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin yaygınlaşacağını göstermektedir.

Alerji ve Yaşam Kalitesi

Alerji, sadece fiziksel semptomlara değil, aynı zamanda psikososyal alanlarda da ciddi problemlere yol açar. Uyku bozuklukları, konsantrasyon azalması, iş gücü kaybı ve yaşam kalitesinde belirgin düşüş gözlenir. Bu nedenle alerji yönetimi, sadece farmakolojik tedavi ile sınırlı kalmamalı; diyet, yaşam tarzı düzenlemeleri, psikolojik destek gibi bütüncül bir yaklaşımı içermelidir.

Alerji

Sağlıklı yaşam için ilk adımı atın!

Kendi ihtiyaçlarınıza uygun beslenme planıyla hedeflerinize ulaşın.